son kaseti ankara'daki plakçılara hala gelmediğinden edinemediğim ve kendisiyle hukukumuza dayanarak, en yakın zamanda bir tanesini bana ulaştırdığında, mezun olduğu yerdeki hocalarının da gururlanması için bölüme götüreceğimdir, akabinde kaseti çoğaltacağız, korsan yapacağız, paraya para demeyeceğiz..
sona sen harbi manyaksın..
kült ablamızsın hakikatten.
hakkında bildiklerini anlatmak..
zor sona...
adını ilk duyduğumuzda ne şaşırdıktı, oehhh var bi on iki senesi, bu bir işaret imiş,
kendisi de ismi kadar authentic, müseccel marka gibi davranılması gereken insan... zekası, espri yeteneği, aşçılığı, munise, hasır şapka içinde kurumuş papatyalar, senin uzun uzun saçların ve gözlüklerin, barfiks de barfiks, dağcılık ve zirve fetihleri, jim morrison fanlığın, sebze çorbası, kate millett, cesur itirafçı, dedikoducu, zabaha kadar edebiyat, sanat sepet, makarna, dilan, maviş annen, double şaşırttıkça şaşırtan, şimdilerde bir fan club kuracak kadar sevilen, beğenilen etc. etc...
hakkıdır hakka tapan milletimin istiklal bu insan evladı için.. distinctive karakter, bi garip karizma, deli dolu, fıkır fıkır, bitmez tükenmez duracell pili tavşanı gibi insan idi.. öyle de devam ediyor, anlaşılan dünyanın tozunu attırıyor.. bana da sade bir yazı masası, küçük bir bahçe, elimde kahve fincanı ile önümde yığılı kalem, defter görmüştü, büyük oranda geleceğimi görmüştü yani, medyumdur, fena çarpar, dikkat borusu!
mezuniyet yazısı gibi oldu gene, olsun be! zaten mezuniyet yıllığını da sana emanet etmiştik...
haaa, bi de o artık sinemacı, radyocu, dj, vj bişeler yaaaa..)
ankara'ya da şube istiyoz.